
Kadınlar Birlikte Güçlü, iki çocuk işçi dahil altı kadının hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik yangınına karşı Beyoğlu’nda bir araya gelerek “Bu bir kaza değil sermaye-iktidar ortaklığının işlediği bir cinayet” ded
Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), Raviva Kozmetik’te iki çocuk dahil altı kadın işçinin katledildiği iş cinayetini protesto etmek için Beyoğlu Tünel Meydanı’nda bir araya geldi. Meydanda yükselen ses, yalnızca bir fabrikanın değil tüm bir düzenin teşhiriydi… Kadının emeğini de canını da ucuz gören sermaye-iktidar ortaklığının teşhiri.
Eylem alanında “Kadının canını, emeğini ucuza sayan katliam düzenine isyandayız” pankartı açıldı. Katledilen kadın işçilerin isimlerinin ve yaşlarının yazılı olduğu dövizler, kalabalığın ellerinde birer belge gibi değil birer suç duyurusu gibi yükseldi. Sloganlar sık sık meydanı doldurdu:
“Münferit değil bu bir katliam!”
“Raviva işçisi yalnız değildir!”
Basın açıklamasını KBG adına Selin Top okudu. Top, yaşananların bir “kaza” değil göz göre göre işlenen bir cinayet olduğunu vurgularken devlet kurumlarının sorumluluğuna da işaret etti:
“Ölenlerin tamamı kadınlar ve kız çocukları… 15 yaşında işe başlamak zorunda bırakılan Tuğba’nın hikâyesi, okulu bıraktırılan, geleceği elinden alınan bir kuşağın hikâyesidir. Kadınlar sabah 8’den gece yarısına kadar, 70 liralık yemek ücretiyle, 600–800 lira yevmiyeyle çalıştırılıyordu. Defalarca CİMER’e yazıldı, defalarca uyarıldı, ama kimse duymadı. Çünkü bu düzende hayatlarımız harcanabilir: Bu iktidar için, bu sermaye düzeni için, bu erkek egemen sistem için.”
Top, Raviva Kozmetik’teki şartların Türkiye’deki kapitalist ilişki ağının küçük bir modeli olduğunu belirtti. Hiçbir iş güvenliği önlemi yoktu.
Yangın çıkışı yoktu.
Tek kapıdan giriş çıkış vardı.
Yangın tesisatı yoktu.
2021’de kaçak olduğu tespit edilen binaya yıkım kararı çıkmıştı ama uygulanmamıştı.
“Zabıta şikayete gittiğinde eline parfüm sıkıp gönderen” bu işyeri, denetlenmeyen daha nice işletmenin neden denetlenmediğini de gözler önüne seriyordu. Top, bu soruyu açıkça sordu:
Bu işyerleri birilerinin yeğeni, dostu, akrabası olduğu için mi korunuyor? Pandemi döneminde tüm Meclis’e kolonya satan kişinin ailesi olduğu için mi dokunulmuyor?
Top, ölen kadınların yaşlarının ve koşullarının sınıfsal gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyduğunu söyledi:
Kadın yoksulluğu, kadınların en güvencesiz işlere itilmesi, aileci politikalarla kadınların eve kapatılması ve dışarı çıktıklarında da ucuz emek gücüne dönüştürülmesi… Bu düzende kadınlara uygun görülen ücretli iş modeli işte tam da budur.
KBG, tedarik zincirinde LC Waikiki, Zara, Koton gibi dev markaların bulunduğunu, bu markaların ‘kadın güçlenmesi’ üzerine reklam üstüne reklam yaparken, kadın emeğinin nasıl sömürüldüğüyle ilgilenmediğini belirtti.
Top, bu firmaların da bu cinayetin sorumluluğundan kaçamayacağını ifade etti:
Bu sistem, kadınların erkek şiddetiyle ya da sermayenin iş cinayetleriyle ölmesini umursamıyor. 1800’lerin Triangle Yangını’nda, 2012’de Bangladeş’te, bugün Dilovası’nda… Kadınlara reva görülen değişmedi: Güvencesiz, sigortasız, cinsiyetlendirilmiş, ölüm tuzaklarıyla çevrili işyerleri.
Basın açıklaması hep birlikte atılan sloganlarla son buldu; Tünel Meydanı’ndan yükselen ses, bir kez daha duvarlara çarparak yankılandı: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!”