
Erkek egemen sistem, kadın düşmanı politikaları, erkeklerin sırtını sıvazlayan, onları yenileri için cesaretlendiren zirve yapmış cezasızlık teşvikleriyle kadınlar ve kız çocukları üzerinde taciz ve tecavüz kültürünü yerleştirmeye, cinayete, tacize, tecavüze ve istismara uyanmayı normalleştirmeye çalışıyor
Erkek egemen sistem, kadın düşmanı politikaları, erkeklerin sırtını sıvazlayan, onları yenileri için cesaretlendiren zirve yapmış cezasızlık teşvikleriyle kadınlar ve kız çocukları üzerinde taciz ve tecavüz kültürünü yerleştirmeye, her gün yeni bir cinayete, tacize, tecavüze ve istismara uyanmayı normalleştirmeye çalışıyor.
Toplumu artık hiçbir şeye şaşırmayacak kadar donuk ve duyarsız kılmayı başa yazmanın adımları bunlar. Bezgin bir kayıtsızlık içinde -kimbilir ne zaman- bizim de başımıza gelebileceklere karşı vaziyet almaya çalışıyoruz.
“Engelli de olsa kadın”!
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yüzde 70 oranında zekâ geriliği bulunduğu raporlarla tespit edilmiş olan kadını, çocuk yaşta olduğu dönemde, çıplak fotoğraflarını yaymakla tehdit ederek zincirleme şekilde istismar eden, hamile kalmasına yol açan sanıklara verilen cezaları bozdu. Gerekçe tam da bu iktidarın yargısına yakışacak nitelikte: “Kadının 5 yıl sonra evlenmiş olması daha önce rızasıyla ilişkiye girdiğini ve cinsel özgürlüğünün bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle sanıkların ‘istismar’ değil, sadece ‘reşit olmayanla cinsel ilişki’ suçundan ceza almaları gerekir.”
TBMM’de stajyer kadın öğrencilere taciz ve istismarın ayyuka çıkması sırasında da öyle olmadı mı?
Daha geçtiğimiz günlerde Meclis Lokantası’nda çalışan stajyer lise öğrencisilerinin TBMM personeli tarafından istismara maruz bırakıldığı ortaya çıkmıştı. Çürümüşlük bütün boyutlarıyla ortaya çıkmadan önce, aileler ve istismar mağdurlarının kararlı duruşu sayesinde meseleyi o kadar çabuk kapatamadılar.
Evveliyatı var: Adalet Bakanlığı ve bakanlığa bağlı kurumlar 2019 yılında cinsel istismar verilerini sitesinden kaldırdı.
Cinsel suçlarda tutuklama ve mahkûmiyet kararı zaten neredeyse istisnai olarak verilirken 2021 yazında çocuk istismarında cezasızlığı güçlendirenY4. Yargı Paketi meclisten geçti.
Şaşırmıyoruz dedik ama bu isyan etmediğimiz anlamına gelmez! Yüzde 70 engelli bir kadını istismar eden birileri bu kadar kolaylıkla paçayı sıyırıyorsa… diye düşünmeden edemiyor insan yine de!
“Kutsal” çatı altında
T24’ten Asuman Arıca’nın Meclis Lokantası’nda stajyer öğrencilerin istismara uğramasıyla ilgili soruşturma verilerini kamuoyuna duyurması hem ahlaksızlığı hem ikiyüzlülüğü gözler önüne serer nitelikte.
Savcılık, TBMM’de stajyer öğrencilere taciz iddiasıyla yürütülen soruşturmayı tamamladı. Başsavcılık beş sanık hakkında “çocuğa karşı cinsel taciz” ve “sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğu cinsel istismarı” suçlarından dava açtı.
Mağdurlar yazışmaları paylaştılar, buna rağmen tacizcilerin hepsi suçlamaları reddetti.
İddianamede ifadesine yer verilen bir öğrenci, şikayetçi olmasının ardından TBMM’de aşçıların sıralı amirlerinden biri olarak görev yapan U.C.B.’nin kendisine “Olayı büyüttünüz. Bahsettiğiniz adam 16 yıllık devlet memuru” dediğini anlattı. Bir başka öğrenci ise İ.B isimli aşçının kendisine “karımla mutlu değilim, çok güzelsin, anlarsın ya” gibi mesajlar attığını kaydetti. Dört öğrencinin mağdur olarak yer aldığı iddianamede sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.
Stajyer öğrencilere türlü bahanelerle dokunanı mı istersiniz, “evli olmasaydım benimle birlikte olur muydun” tacizleri mi “karımla mutlu değilim, konuşsak aramızda kalır mı” diye basınç uygulayanları mı…
“Abi” motivasyonu
Herkesi aptal sanıyor bunlar! Tacize ve istismara uğrayan stajyerlerin kendilerine ilişkin -üstelik belgeli- suçlamalarını reddedenlerden biri yüzsüzce “Yazışmalarımız abi kardeş ilişkisi içerisindedir. D.K.’nın stajının ikinci yarısında kendisinin mutfağı değişti, gitmiş olduğu yerde birlikte staj yaptıkları arkadaşları ile arasının iyi olmamasından dolayı kendisinin moral motivasyonu çok düşmüştü, bundan dolayı da kendisine moral vermek amaçlı yazışmalarım oldu” diyor. ‘Abi kardeş’miş, ‘motivasyon’muş!
Kadını erkeğin haz nesnesi ve ev kölesi olarak kodlayan eril iktidarın bütün erkek bireyleri neredeyse birbirinin aynı tepkiler veriyor. Çünkü hepsi aynı biçimde düşünüyor, aynı şekilde hayal ediyor, ellerine fırsat geçince aynı şeyleri yapmaktan çekinmiyor. Nasılsa evdekiyle, karakoldakiyle, yargıdakiyle arkalarını kollayan koca bir erkekler ordusu var.
Unuttukları ise şu, ne kadar zorlu olursa olsun, kadınlar o yolun yürünmesi gerektiğine bir kez ikna olmuşlarsa onları döndürmek zordur. Neye mal olursa olsun!..