Öğretmen Sendikası Kadın Komisyonu: Alışmayacağız, Boyun Eğmeyeceğiz, Susmayacağız!

Çocuk istismarına karşı Öğretmen Sendikası'nın açıklaması

Öğretmen Sendikası Kadın Komisyonu: Biz kadın öğretmenler olarak, bu ülkenin dört bir yanında şiddete, tacize, istismara, çocuk emeğinin sömürülmesine ve geleceğimizi karartan bu karanlığa karşı omuz omuza durmaya devam edeceği

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Kadın Komisyonu, İstanbul Erkek Lisesi’nde kız öğrencilere yönelik aşağılayıcı, cinsiyetçi ve tehditkâr ifadelerle oluşturulan liste, TBMM’de stajyer öğrencilerin yaşadığı taciz ve MESEM’lerde yaşanan iş cinayetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Biz kadın öğretmenler olarak, bu ülkenin dört bir yanında şiddete, tacize, istismara, çocuk emeğinin sömürülmesine ve geleceğimizi karartan bu karanlığa karşı omuz omuza durmaya devam edeceğiz” dedi.

Son günlerde yaşananların bu ülkenin çocuklarına ve kadınlarına nasıl bir karanlığın reva görüldüğünü artık inkâr edilemez bir şekilde ortaya koyduğunu belirten kadın öğretmenler, “İstanbul Erkek Lisesi’nde kız öğrencilere yönelik aşağılayıcı, cinsiyetçi ve tehditkâr ifadelerle oluşturulan liste; TBMM’de stajyer kız çocuklarının taciz ve istismara maruz kalması; MESEM uygulamasıyla ucuz iş gücü olarak çalıştırılırken hayatını kaybeden onlarca çocuk… “ diye hatırlatarak bunların tesadüf olmadığını vurguladı.

Bunların şiddeti saklayan, tacizi normalleştiren, çocukların ve kadınların yaşam hakkını hiçe sayan bir düzenin birbirini tamamlayan parçaları olduğunun kaydeden öğretmenler, tüm bunlara alışmayacaklarının altını çizdi.

Açıklama şu ifadelerle devam etti:

Çünkü alışmak, bu düzenin istediği şeydir. Alışmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, susmayacağız. Tam da bu nedenle, milletin meclisinde gerçekleşen istismarın sorumlularının ve bu olayın üstünü örtmeye çalışan herkesin bir an önce eksiksiz şekilde cezalandırılması gerektiğini yüksek sesle söylüyoruz. Bu ülkenin en güvenli olması gereken kurumlarında bile çocukların ve kadınların tehdit altında olması kabul edilemez. Çocuklarımıza yaşatılan her acının, her istismarın yakın takipçisi olacağız. Öğretmenleri olarak onları asla yalnız bırakmayacağız.

Biz bu düzene karşı çıkıyoruz çünkü çocuklarımızın öldürülmediği, kız çocuklarının ve kadınların tehdit altında yaşamak zorunda bırakılmadığı, en temel insanlık değerlerinin bile pazarlık konusu yapılmadığı bir ülke istiyoruz. Ve daha da önemlisi: “Çocuklar ölmesin, kadınlara şiddet son bulsun, herkes için devlet güvencesi olsun” diyenlerin suçlu ilan edildiği bir ülkeye razı değiliz. Bu vicdansızlığın, bu sorumluluktan kaçışın, bu sistematik körlüğün bahanesi kalmadı. Bu düzen böyle sürdükçe biz değil, bu düzeni kuranlar ve sürdürenler kendi yarattıkları karanlığın ağırlığında boğulacaklar. Bu bir tehdit değil; toplumun vicdanının, adalet arayışının ve yıllardır bastırılmaya çalışılan hak talebinin çığlığıdır. Ve o çığlığı artık kimse susturamayacak.

Öğrencilerine seslenen öğretmenler “bilin ki yalnız değilsiniz” diyerek şunları belirtti:

Sesinizi kısmaya çalışanların, sizi suçlu göstermeye çalışanların, yaşadıklarınızı görmezden gelenlerin karşısında koskoca bir dayanışma var. Biz kadın öğretmenler olarak, bu ülkenin dört bir yanında şiddete, tacize, istismara, çocuk emeğinin sömürülmesine ve geleceğimizi karartan bu karanlığa karşı omuz omuza durmaya devam edeceğiz. Birbirimizi asla bırakmayacağız. Bugün sesini çıkaran her genç kadının nefesi, hepimizin nefesidir. Bugün bir çocuğun adalet arayışı, hepimizin sorumluluğudur. Ve bugün bir kişinin bile karanlığa teslim edilmemesi, hepimizin ortak görevidir. Biliyoruz ki dayanışma büyüdükçe hiçbir güç bu karanlığı ayakta tutamaz. Ve biliyoruz ki korku değil, dayanışma kazanacak!