Hollanda’da Sığınmacı Merkezinde Filistinli Kadına Polis Vahşeti

Görselde yan yana üç resim görülüyor. İlkinde Hollanda Polisi, Filistinli kadının kolundan tutuyor. Diğerinde polisin , Filistinli kadını yere fırlattığı görülüyor. Sonuncu da ise kadın yerde iken polislerin, kadının eşine yönelerek şiddet uyguladıkları görülüyor.

Hollanda’daki Kampweg Sığınmacı Merkezi’nde hamile bir kadın eşi gözaltına alınırken polis tarafından şiddete maruz kaldı. Kadın olayın ardından erken doğum yaptığını açıklarken, polis şiddeti sosyal medyada büyük tepki topladı. Gazze kökenli Filistinli sığınmacının gözaltına alınması sırasında hamile eşinin polis tarafından yere atıldığı anlar sosyal medyada büyük öfke uyandırdı.

Hollanda’daki Kampweg Sığınmacı Merkezi’nde, hamile bir kadın eşi gözaltına alınırken polis tarafından şiddete maruz kaldı. Kadın olayın ardından erken doğum yaptığını açıklarken, polis şiddeti sosyal medyada tepki topladı.

Gazze kökenli Filistinli bir sığınmacının gözaltına alınması sırasında hamile eşinin polis tarafından yere atıldığı anlar sosyal medyaya yansıdı ve büyük öfke uyandırdı.

Devamını oku

Birleşik Metal-İş’ten Başak Gürkan için Açıklama

Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu boşanmak üzere olduğu eşi ve kayınpederi tarafından vahşice katledilen Başak Gürkan için yazılı bir açıklama yaparak kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurgulad Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu, 9 Eylül 2025’te boşanmasına günler kala evli olduğu Barış Arslan ve kayınpederi Kudret Arslan tarafından vahşice katledilen Başak Gürkan için yaptığı yazılı açıklamada, “Kadın cinayetleri politiktir! Erkek şiddetini … Devamını oku

İktidarın ‘Torbası’nda Fişleme ve Hak Gaspı Var

Bir ebeveynin avucunun içinde bir bebeğin eli

Faşist rejim bir yandan hızlıca hayata geçirmek istediği birbiriyle alakasız “düzenlemeleri” yasalaştırıyor. Öte yandan toplumun algısıyla da oynayarak çıkardığı yasaların toplumun, çocukların, kadınların yararına olduğu izlenimini yaratıyor

İktidar uzun zamandır Türkiye işçi ve emekçilerinin kimliğini, iradesini, hayatını, geleceğini yok sayan politikalarını kendi “yöntemine uygun” olarak bir torbaya sıkıştırıp kanunlaştırmayı adet edindi. Buna elbette literatürde uygun bir isim de bulundu: “Torba yasa!”

Torba yasa zaten kendinden menkul diyebileceğimiz “Birbiriyle ilgisiz pek çok konuyu içeren hızlandırılmış yasa” anlamına geliyor. İktidarın bu konuyla alakalı son alamet-i farikası ise “Çocukların sosyal medya ve oyun platformlarına girişini sınırlayan ve “kadınların doğum izni süresini uzatan” torba yasa teklifi. Teklif komisyondan geçti şimdi ise Genel Kurula gelmesi bekleniyor. Genel Kuruldan da sorunsuz geçeceğe benziyor. İktidar her “torba yasa” teklifinde olduğu gibi bu yasa teklifiyle de bir taşla çok kuş vurmayı planlıyor.

Faşist rejim bir yandan hızlıca hayata geçirmek istediği birbiriyle alakasız “düzenlemeleri” yasalaştırıyor. Öte yandan toplumun algısıyla da oynayarak, çıkardığı yasaların toplumun, çocukların, kadınların yararına olduğu izlenimini yaratıyor.

Devamını oku

Biz Sustukça Onlar Çoğalıyor

görselin merkezinde kollarıyla kendini sıkı sıkıys sarmış endişeli bir kadın duruyor. Etraftan bir çok el ona dokunmak için uzanıyor.

Kadının ve çocuğun nesne, esas olarak da haz nesnesi olduğu bu topraklarda “kutsal” ailenin kodlarına işlenmiş bu çürütücü gerçeklik elbirliğiyle normalleştiriliyor. Ailenin büyükleri “her ailede olur böyle şeyler, bir şey olmaz” diyerek yaşananları meşrulaştırıyor. Nuray Sarıyelek Hergün çocukların kadınların yardım çığlıklarına tanık oluyoruz.Açık açık kendi katillerini tecavüzcülerini ihbar eden çocuk ve kadınlara rağmen “yetkililer”in kılı … Devamını oku

Akbelen direnişçisi Esra Işık tutuklandı

Esra Işık jandarma aracı iile götürülürken

  Kömür şirketinin acele kamulaştırma kararlarıyla köyleri talan etmeye çalıştığı süreçte, heyete “davamız sürüyor, acele etmeyin” dedi diye bir kadın tutuklandı. Akbelen’de “adalet” diye bağıran bir kadının sesi bu kez jandarma karakolunda, ardından da cezaevi duvarları arasında yankılandı. Esra Işık’ın tutuklanması bu coğrafyada “hukuk” denilen şeyin aslında kime, ne için işlediğini bir kez daha gösterdi. … Devamını oku

Hiçbir Yerde Güvende Değiliz!

Kadınlara sistematik bir biçimde yaşatılanlar sadece bilinçli bir ihmaller zincirini ifade etmiyor.

Kadınlara sistematik bir biçimde yaşatılanlar sadece bilinçli bir ihmaller zincirini ifade etmiyor. Cezasızlık politikaları ve toplumsal sessizliğin yarattığı bir toplam olarak karşımızda duruyor

Eylül Gökçin

29 Mart’ta gece geç saatlerde İzmir Çiğli’deki Bakırçay Kız KYK Yurdu Ek Blok’ta bir erkek, yurdun etrafında bahçe duvarı da dahil hiçbir güvenlik önlemi olmadığı için yangın merdivenlerine ulaşıyor. İktidarın cezasızlık politikalarının erkek cinsine sağladığı özgüvenle oldukça rahat bir biçimde merdivenlerden çıkıp kız öğrencilerin bulunduğu teras kata çıkıyor, koridorlarda dolaşıyor ve burada kız öğrencilere “Hiçbir yerde güvende değilsiniz!” dercesine mastürbasyon yapıyor.

Devamını oku

Translara “Sivil Ölüm” Cezası

Görselde resim ikiye bölünmüş bir biçimde. Solda larin Kayataşın bir resmi bulunuyor. Sağda ise İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nin Larin Kayataş'a yönelttiği suçlamanını belgesi bulunuyor.

2025 yılını “Aile Yılı” ilan eden iktidarın, kaynaklarını LGBTİ+ karşıtı propaganda için seferber ettiği ve bunun kamu görevlileri arasında sistematik bir “baskı talimatı emri” olarak karşılık bulduğu görülüyor. Aile Bakanlığı’nın resmi web sitesinde yayınlanan “cinsiyetsiz bir toplum hayali kuranlara karşı ailemize sahip çıkacağız” ifadesi, bu nefret söyleminin bir “ton” farkı değil bundan sonra devletin uygulama kılavuzu olduğunu kanıtlıyor.

Çiçek Özgen

Larin Kayataş kendisini “Türkiye’nin ilk açık kimlikli trans kadın doktoru” olarak tanımlıyor. Biz ise onu devletin sürdürdüğü “cadı avı”nın yeni kurbanı olarak tanıyoruz. Kayataş, daha önce alınan “mahkeme kararına” rağmen ikinci kez Sağlık Bakanlığı tarafından kamudaki hekimlik görevinden atıldı. Nedeni ise trans kimliğiyle kamusal alanda var olmak istemesi… Bu ağır suç için meslekten atılmasını yetersiz gören bakanlık, bir de Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak mahkumiyet kararı aldırmaya çalışıyor.

Devamını oku

Çürüyen Sistem Çürütür

Patrick Bruel'in bir fotoğrafı ikiye bölünmüş, bir kısmıdoğal hali, diğeri beyaz bir tulum giymiş hali

Fransa’nın sanat ve kültür alanındaki taciz ve tecavüz davaları medya sayfalarına düşmeye devam ediyor

Nuray Sarıyelek

Fransa’nın sanat ve kültür alanındaki taciz ve tecavüz davaları medya sayfalarına düşmeye devam ediyor.

Geçen hafta sanat camiasında tanınan bir ismin, Patrick Bruel’in kadınlara dönük mide bulandırıcı “icraatları” Medyapart Gazetesi’nin yıllar süren anketleri sonucunda paylaşıma sunuldu. Bruel’e sekiz kadına taciz ve tecavüzden dava açıldı.

Fransa’nın bir zamanlar çok sevilen, saygı duyulan yıldızlarından birinin daha maskesi düşmüş böylelikle oldu. Kariyer, yetki, güç  kullanılarak etrafındaki kadınlara yıllarca eziyet eden bu “saygın”, alçakların listesi hayli kabarık.

Germinal filminin baş oyuncusu Fransız sinemasının ikonu Gerard Dépardio’dan da yirmi iki kadın davacı olmuştu.

Devamını oku

Gülistan aranıyor mu sahiden?

Bir okurumun ilettiği bazı ekran görüntüleri var ki tüylerim ürperdi

İnci Hekimoğlu

Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku on gün önce okulundan çıktı ve bir daha ona ulaşılamadı.

Soruşturmanın seyrine ve ‘AKmedya’nın haberi yansıtma biçimine bakılırsa Gülistan’ın intihar ettiğine inanmayı, kamuoyu algısını da intihara odaklamayı tercih etmiş gibiler. Hele Hürriyet o kadar abartmış gibi görevini Gülistan’ın bir vasiyet mektubunu bile bulmuş!

Gülistan intihar etmiş olabilir elbet ama kadın cinayetlerinin çoğunda, katillerin ‘intihar’ gibi göstermeye çalıştığını biliyoruz. Hatta eğer suça karışanların kendileri veya ailelerinin makam mevki sahibi tanıdıkları varsa dosyayı ‘intihar’ olarak kapatmaya çalıştıklarını da… Şule Çet ve yüzlerce örnekte görüldüğü gibi

Kadın cinayetlerine ilişkin araştırmalarında en üst sırada yer alan bir bilgi de faillerin aile içinden veya yakın çevresinden oluşu. Faillerin çoğunluğunu oluşturan koca ya da erkek arkadaşların ise daha önce defalarca şiddet uygulaması da neredeyse bütün kadın cinayetlerinde, sondan bir önceki evre oluyor.

Kaybolmadan bir gün önce erkek arkadaşı Rus asıllı Zaynal Abakarov tarafından sokak ortasında şiddet gördüğüne tanıklık eden arkadaşları, AKmedyada yer alan pek çok haberi de yalanladı. Gülistan’ın odasından çıktığı iddia edilen intihar notu başta olmak üzere.

Gülistan’ın kuzeni Osman Filiz’in anlattıklarına göre Rusya’da Harp Okulu’ndan mezun olan Zaynal Abakorav’ın Türkiye’de ne iş yaptığı belirsiz ama üvey babası Tunceli Emniyeti Asayiş Şube’de görevli bir polis memuru. Belki de babasından çok kendisinin Türkiye’deki bağlantılarının incelenmesi gereken Zaynal Abakorav’a, ifadesini evinde alacak kadar ayrıcalık tanınması, kendisi ve ailesinin çelişkili ifadelerine rağmen gözaltı yapılmaması şüphe çekici.

Başka şüpheli ayrıntılar da var.

Emniyetten verilen bilgilere göre Gülistan Doku’nun Sarı Saltuk Viyadüğü ve Dinar Köprüsü üzerinde tek başına beklediğine ilişkin görüntüleri var. Bu görüntüleri gören ve Gülistan’ı teşhis eden aileden ya da avukatlardan kimse yok ama soruşturma ısrarla ‘intihar’ yönünde ilerlediğinden Gülistan sadece suda aranıyor. Üstelik Gülistan’ı köprü üstünde indirdiği söylenen minibüs şoförü ifadesinde bu iddiayı yalanlıyor. Bu arada köprüyü gören kamera olmadığı da ortaya çıktı.

Bunlara ek olarak bir okurumun ilettiği bazı ekran görüntüleri var ki tüylerim ürperdi.

 

 

Gülistan Doku için yapılan açıklamaya polis müdahale etti

Dersim’de 7 gündür kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için basın açıklaması yapmak isteyen arkadaşlarına polis müdahale etti.

Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan 7 gündür haber alınamıyor. Doku’nun arkadaşları hem arama çalışmalarının hızlandırılması hem de soruşturma detaylarının paylaşılması için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan Doku’nun arkadaşı Mizgin Tekin “Gülistan Doku’nun arkadaşlarının emniyette ifadesi alınırken tüm şüpheleri üzerine çeken Gülistan’ın eski erkek arkadaşı Rus vatandaşı Zaynal Abarakov soruşturma bitmeden üstelik kendi evinde vermiş olduğu bir ifadeyle nasıl oluyor da serbest kalıyor?” diye sordu. Açıklamadan sonra kent merkezinde yürüyüş yapan Doku’nun arkadaşlarına polis müdahale etti. Müdahale sonrası Doku’nun arkadaşları yürüyüş yapıp “Gülistan bulunana kadar eylemlerimiz devam edecek” dedi.

Devamını oku

Hindistan: 30 bin kadın sağlıkçı temel hakları için yürüdü

 

Hindistan’ın Karnataka eyaletinde sağlıkçı kadın emekçiler temel hakları için gece-gündüz süresiz eylem başlattı

YAŞANACAK DÜNYA

Hindistan’ın Karnataka eyaletinin başkenti Bengaluri tren istasyonunda toplanan 30 binin üzerinde kadın sağlık çalışanı “Freedom Park”a doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

15 aydan bu yana ücretlerinin düzenli ödenmediğinden şikayetçi olan ASHA’da (“Akredite Sosyal Sağlık Aktivistleri”) emekçi kadınlar, performansa dayalı yani ilgilendikleri hastaların sayısı oranında belirlenen ücretlere karşı çıkarak aylık ücretlerin yükseltilmesini ve sabitleştirilmesini bir kez daha talep ettiler. “Thelogicalindian.com” haber sitesinde yer alan haberde belirtildiği gibi süresiz biçimde “gece-gündüz eylem” başlattıklarını duyurdular.

Devamını oku

Jenny Marx: Zaptedilmez enerji

siyah-beyaz, eski bir fotoğraf. Fotoğrafta ayakta duran bir kadın ve yanında oturan bir erkek yan yana duruyor.

Karl Marx’ın en büyük kızı Jenny Caroline Longuet-Marx, 11 Ocak 1883’te öldü. Friedrich Engels Jenny’nin ölümü üzerine onu ve mücadelesini anlattığı bu yazıyı kaleme aldı/d Friedrich Engels

Kadınların Özgürlük Tutkusunu Hiçbir Cihatçı Güruh Önleyemez!

İnsanlığını yitirmemiş bütün yürekler Kürt halkının varoluş mücadelesi için çarpıyor.

İnsanlığını yitirmemiş bütün yürekler Kürt halkının varoluş mücadelesi için çarpıyor.

İnsanlığını yitirmemiş bütün yürekler Kürt halkının varoluş mücadelesi için çarpıyor. Düşmana teslim olmayan, son kurşununa kadar direnen, el ele omuz omuz omuza vermiş bir halkın gelecek umudunda titreşiyor

Oya Açan

Onurun çırpındığı bütün göğüslerde
Azgın lokomotifler gibi her nefes
Bir ses dolaşıyor yürekten yüreğe
Bir ses… (Adnan Yücel)

Rojava Devrimi’ni bütün dünya 2014’te Kobanê direnişinin yiğit kadınlarıyla tanıdı. Çocukların saflığını anımsatan çehreleri, ağız dolusu gülüşleri, iki elleriyle sımsıkı kavradıkları keleşleri (silahları), fakat ille de bellerine kadar uzanan saç örgüleriyle sembolleştiler.

Devamını oku